ISAPS Üyelik Sertifikası
Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği
Associate Member · 2026
Preserve meme büyütme lokal anestezi ile seçilmiş hastalarda yapılabiliyor; ancak yayımlanmış seriler bu yaklaşımın doz tavanını, komplikasyon oranlarını ve sınırlarını da gösteriyor. Üç yayının olumlu ve olumsuz bulgularını sayılarıyla aktarıyoruz.

Preserve meme büyütme lokal anestezi ile yapılabilir mi? Yayımlanmış literatürün yanıtı şudur: seçilmiş hastalarda, tümesan lokal anestezi ve hafif-orta sedasyon eşliğinde implantlı meme büyütme tamamlanabilmiştir. Ancak bu her hasta için geçerli bir kural değildir; anestezi tipini implant hacmi, cerrahi düzlem, süre, eşlik eden hastalıklar ve ilaçlar değerlendirilerek hekim ve anestezi uzmanı belirler.
Aşağıdaki veriler tümesan lokal anestezi altındaki implantlı meme büyütme serilerine aittir; doku koruyucu (preserve) tekniği test eden bir çalışma yoktur. İtalya'da iki merkezde 2008-2024 arasında toplanan geriye dönük seride, 1644 ardışık primer meme büyütmenin tamamı tümesan lokal anestezi altında tamamlanmış, hiçbirinde genel anesteziye geçilmemiştir; implant 982 hastada meme bezi altına, 662 hastada kas altına konmuştur. Danimarka'da bir klinikte tek cerrahın yaptığı 335 hastalık seride de genel anesteziye geçiş bildirilmemiştir; ancak o protokolde böyle bir seçenek öngörülmemişti.
Bu rakamlar göründüğü kadar güçlü değildir. Sıfır dönüşüm, bir başarı ölçütünden çok protokolün kendisidir. İtalyan seriye yalnızca ASA I-II hastalar alınmış; vücut kitle indeksi 35'in üzerindekiler, gebeler ve pıhtılaşma bozukluğu olanlar dışlanmış, pinch testi 2'nin altındakiler meme bezi altı yerleşim için aday sayılmamıştır. Yazarlar randomize çalışmalara ihtiyaç olduğunu belirtir.

Lokal anesteziden genel anesteziye uzanan anestezi derinliği yelpazesi: bilinç düzeyi, kendiliğinden solunum ve havayolu desteğinin her aşamada nasıl değiştiğini gösteren şema
Aşağıdaki ilaçlar ve dozlar yayınların protokolleridir; öneri değildir, uygulanacak ilacı ve dozu hekiminiz ve anestezi uzmanı belirler. Lokal anestezi yalnızca ameliyat bölgesinin uyuşturulmasıdır; meme büyütmede çoğunlukla tümesan teknikle, yani serum fizyolojik içinde seyreltilmiş lidokain ve adrenalinle uygulanır.
Sedasyon, damar yolundan ya da kas içine verilen ilaçlarla oluşturulan sakinlik hâlidir. İtalyan seride yalnızca damardan midazolam kullanılmış; hastayı işbirliğine açık tutmak, solunum depresyonu riskini azaltmak için propofol, ketamin ve güçlü opioidlerden kaçınılmıştır. Danimarka serisinde 2005-2016 arasında damardan midazolam ile alfentanil, 2017'den itibaren kas içine ve damardan midazolam ile damardan sufentanil uygulanmıştır.
Sedasyon miktarı önceden kestirilemez. Eski rejimde 288 hastanın 133'ü (yüzde 46) ek midazolam, 287 hastanın 88'i (yüzde 30,7) ek alfentanil dozuna ihtiyaç duymuş; 2017 değişikliğinden sonra bu oranlar yüzde 8,5'e ve yüzde 15,4'e inmiştir. Bildirilen p < 0,0001 değeri, ilaçların herhangi biri için ek doz gereksinimindeki azalmaya aittir. Komplikasyonlarla rejim arasında ilişki bulunamaması (p = 0,159) güçlü değildir: yeni rejim grubu 47 hastadır, ham oranlar yüzde 19,8'e karşı yüzde 10,6'dır.
Genel anestezi, hastanın ağrılı uyaranla bile uyandırılamadığı bilinç kaybı hâlidir. İtalyan seride tüm işlemler sertifikalı bir anestezi uzmanının sürekli varlığında yapılmış, Danimarka protokolünde ise hasta yalnızca puls oksimetre ve sözlü iletişimle izlenmiştir. Bu fark önemlidir; bir ülkedeki düzenleyici onay başka bir ülke için bağlayıcı değildir. Farkı kendi kliniğinizde sorgulayabilirsiniz: anestezi uzmanı işlem boyunca bulunacak mı, hangi izlem uygulanacak, lokal anestezik toksisitesi için lipit emülsiyon ameliyathanede hazır mı?
Prospektüslerdeki 7 mg/kg'lık infiltrasyon sınırı 1948'de epidural anestezi için belirlenmiştir; düzenleyici otoritenin elinde bu sınırı destekleyen veri yoktur. Buna karşılık Amerikan Dermatolojik Cerrahi Derneği, tamamen lokal anestezi ile yapılan liposuction için tümesan lidokainde 55 mg/kg önermiştir; bu dozu aktaran yazarlar onun “çoğu zaman” güvenli olduğunu belirtir. Rakamlar yalnızca seyreltilmiş tümesan solüsyon içindir; sulandırılmamış ticari adrenalinli lidokainde geleneksel 7 mg/kg sınırı geçerliliğini korur. Farkın nedeni tümesan tekniğin farmakolojisidir: seyreltilmiş adrenalin damar büzülmesi yaparak lidokainin kana geçişini yavaşlatır ve pik düzeyleri düşürür.

Tümesan lokal anestezide ilaç kan düzeyinin saatler sonra tepe yapmasını ve doz, emilim, konfor ile öngörülemezlik sınırlarını gösteren infografik
Temel farmakokinetik veri, 14 gönüllü denekte yapılan 41 tümesan infiltrasyona dayanır. Ölçülen tüm serum lidokain düzeyleri hafif toksisite eşiği olan 6 mikrogram/mL'nin altında kalmış, hiçbir denekte pik 4,4 mikrogram/mL'yi aşmamıştır. Serinin tek advers olayı da buradadır: vücut kitle indeksi 20 olan bir denekte, liposuction yapılmadan 45 mg/kg verilmesinin ardından pik 4,3 mikrogram/mL ölçülmüş ve yaklaşık 12. saatte geçici bulantı görülmüştür. Yazarlar liposuction yapılmadan 45 mg/kg'ı riskli bulur: 14 sağlıklı gönüllüden hesapladıkları yüzde 99 güven düzeyindeki tahmine göre bu dozda hafif toksisite riski 80'de 1'dir. Liposuction içermeyen cerrahiler için önerdikleri ihtiyatlı üst sınır 28 mg/kg'dır. Sınırları da önemlidir: girişim liposuction'dır, denek sayısı 14'tür, çalışma randomize değildir ve lidokain yıkımını yavaşlatan ilaç kullananlar dışlanmıştır. Meme büyütme liposuction içermeyen bir cerrahidir ve bu değerler ona doğrudan uyarlanamaz.
İtalyan seride ortalama lidokain dozu meme bezi altı grupta 10,6 ± 1,25 mg/kg, kas altı grupta 11,5 ± 1,48 mg/kg olmuştur; her ikisi de klasik üst sınır olan yaklaşık 7 mg/kg'ın üzerinde, liposuction içermeyen cerrahiler için önerilen 28 mg/kg'lık tavanın altındadır. Kas altı grupta taraf başına hacim protokolde 700-800 mL planlanmış, toksisite eşiğine ulaşılmaması için vücut kitle indeksi ve meme boyutuna göre ayarlanmıştır. Bu seride hiçbir hastada lidokain toksisitesi belirtisi veya adrenaline bağlı kardiyovasküler yan etki kaydedilmemiştir.
Yazarlar güvenliğin iki şarta bağlı olduğunu vurgular: ilaç öyküsünde sitokrom P450 inhibitörlerinin dışlanması ve lokal anestezik sistemik toksisitesini (LAST) tedavi etmek üzere ameliyathanede lipit emülsiyonun anında hazır bulunması. Tümesan anesteziye bağlı ölümler 2003 öncesinde, standardize edilmemiş dozlarla yapılan geniş liposuction'larda yaşanmıştır. Bu nedenle kullandığınız tüm ilaçları, bitkisel ürünleri ve takviyeleri adıyla — kısa bir antibiyotik kürü bile olsa — bilinen alerjilerinizi, daha önce bir ilaca verdiğiniz reaksiyonu, gebe olma olasılığınızı ve sigara kullanıp kullanmadığınızı muayenede bildirin. Yayımlanan seride bir hastada koruyucu antibiyotiğe bağlı anafilaktik şok gelişmiş ve işlem iptal edilmiştir. Bu, yalnızca ameliyat öncesi için geçerli değildir: ameliyattan sonra da yeni bir ilaca, bitkisel ürüne veya takviyeye kendi kararınızla başlamayın, düzenli kullandığınız bir ilacı kendi kararınızla kesmeyin. Karar hekiminizindir.
Zamanlama da kritiktir. İtalyan seride, ayrı bir çalışmaya atıfla, meme dokusunda plazma pikinin 5,7 saatte oluştuğu ve toksisite eşiğinin altında kaldığı aktarılır; bu değer o çalışmada ölçülmemiştir. Doğrudan ölçüm yapılan gönüllü çalışmasında ise pik, liposuction yapılmayan infiltrasyonlarda ortalama 13,1 saatte (aralık 8-24 saat) gerçekleşmiş, emilim 24 saati aşarak sürmüştür; dikkat penceresi taburculuk gününün tamamını kapsar. Hastalar 2-4 saatlik gözlemden sonra taburcu edildiği için en yüksek lidokain düzeyi hasta evdeyken oluşur. Bu nedenle taburculuktan sonra yanınızda sorumlu bir erişkin bulunsun; şaşkınlık, peltek konuşma veya aşırı uykululuk gibi sizin fark edemeyeceğiniz değişiklikleri çoğu zaman önce o görür. Bu bir çalışma bulgusu değil, genel bir güvenlik uygulamasıdır; süreyi kliniğinizin taburculuk talimatı belirler.

Meme implantının yerleştirilebileceği subglandüler, subfasyal/prepektoral ve submusküler düzlemleri ve göğüs duvarı katmanlarını gösteren anatomik kesit şeması
İmplantın yerleştirileceği katman hem ilaç yükünü hem de ameliyat süresini değiştirir. Pektoralis major diseksiyonu daha ağrılı kabul edildiği için birçok uygulayıcı bu düzlemde derin sedasyon veya genel anestezi tercih eder.
Tümesan çözelti hacmi: meme başına 589 ± 53,6 mL (420-700) meme bezi altında, 770 ± 16,1 mL (720-800) kas altında (p < 0,001).
Ameliyat süresi: 90,3 ± 11,0 dakikaya karşı 141 ± 11,2 dakika (p < 0,001).
Derlenme süresi: 125 ± 8,97 dakikaya karşı 150 ± 14,0 dakika (p < 0,001).
Bu veriler kas altı düzlemde lokal anestezinin uygulanamayacağını değil, daha fazla ilaç ve daha uzun süre gerektirdiğini gösterir. Aktarılan çalışmalar doku koruyucu meme büyütme tekniğini incelemiş değildir; İtalyan serideki meme bezi altı gruba da yalnızca pinch testi 2 ve üzerindekiler alınmıştır. Yine de kas üstü düzlemi önceliklendiren bir yaklaşımın daha az ilaç ve daha kısa süre gerektirmesi beklenir.
İtalyan seride genel majör komplikasyon oranı yüzde 4,74'tür. Meme bezi altı grupta (n = 982) hematom yüzde 1,83 (18), serom yüzde 1,73 (17), implant yer değiştirmesi yüzde 1,22 (12), distrofik skar yüzde 2,65 (26) bildirilmiştir. Kas altı grupta (n = 662) dört kategorinin tamamı daha yüksektir: hematom yüzde 3,51 (25), serom yüzde 2,53 (18), implant yer değiştirmesi yüzde 2,95 (21), distrofik skar yüzde 4,21 (30); hematom farkı anlamlıdır (p = 0,015). En sık görülen komplikasyon distrofik skardır; ayrıntı için iz ve skar bakımı yazımıza bakabilirsiniz.
Kapsüler kontraktürde iki bulgu birlikte okunmalıdır. Ağır form (Baker III-IV) kas altı grupta yüzde 2,11 (14), meme bezi altı grupta yüzde 1,22 (12) bulunmuş; fark anlamlı çıkmamıştır (p = 0,155). Bu, fark olmadığının kanıtı değil, çalışmanın fark gösteremediği anlamına gelir. Hafif-orta form (Baker II) ise hiç nadir değildir: 982 hastanın 276'sında ve 662 hastanın 155'inde saptanmıştır; yani hastaların yaklaşık dörtte birinde kapsüler sertleşme gelişmiştir. Aynı seride derin ven trombozu, pulmoner emboli veya pnömotoraks görülmemiştir.
Danimarka serisinde 2 yıllık ortalama takipte 335 hastada bildirilenler: suboptimal kozmetik sonuç 19, asimetri 13, iyileşme sorunu 10, çirkin skar 7, kapsüler kontraktür 7, ameliyat gerektiren enfeksiyon 4, serom 4, implant rotasyonu 3; pnömotoraks, minör enfeksiyon, minör hematom ve kalıcı ağrı 2'şer; ameliyat gerektiren hematom, anafilaksi, rüptür ve yabancı cisim reaksiyonu 1'er. Hematom rakamları makale içinde tutarsızdır: tabloda 1 hematom ve 2 minör hematom varken tartışma toplam 3 olgudan (yüzde 0,9) ve ikisinin girişim gerektirdiğinden söz eder. Enfeksiyon gelişen dört hastadan birinde tablo iki hafta sonra sepsise ilerlemiş; dördünde de bir implant geçici olarak çıkarılıp 3-4 ay sonra yeniden yerleştirilmiştir.
İki hastada (yüzde 0,6) pnömotoraks gelişmiş, biri göğüs tüpü gerektirmiştir. Her ikisi de klinik bulgular, oksijen satürasyonu ve vital parametreler normalken kaçırılmış; biri 5 saat, diğeri 3 gün sonra telefonla saptanmıştır. Yazarlar pnömotoraksı bu protokolün çok ciddi komplikasyonlarından sayar ve ultrason eşliğinde enjeksiyon önerir. Risk, protokole eklenen interkostal bloklarla ilişkilendirilmiştir; bu blok kanama riski taşıyan bir işlem sayılır. Ancak yazarlar riski yalnızca bloğa bağlamaz: toraks bölgesinde iğne kullanılan her işlemin — lokal infiltrasyon dahil — bilinen bir pnömotoraks riski taşıdığını belirtirler. Sinir bloğu kullanmayan İtalyan seride 1644 olguda pnömotoraks bildirilmemiştir; bu, riskin sıfır olduğu anlamına gelmez, yalnızca o seride görülmediğini gösterir.
Danimarka serisinde 54 hasta (yüzde 16,1) en az bir kez yeniden ameliyat olmuş, toplam 94 reoperasyon yapılmıştır; dokuzu hastanın implant fikrini kabullenememesi nedeniyledir, üçünde implantlar tamamen çıkarılmıştır. İmplant değişimi alt grubunda oranlar daha yüksektir: enfeksiyon yüzde 3,7'ye karşı yüzde 0,7; asimetri yüzde 7,4'e karşı yüzde 3,2; kapsüler kontraktür yüzde 5,6'ya karşı yüzde 1,4. İtalyan serinin BREAST-Q ortalamaları yüksek olsa da alt sınır değerleri memelerden memnuniyette 53, sonuçtan memnuniyette 57, cinsel iyilikte 58'dir; düşük memnuniyet implant yer değiştirmesiyle ilişkilendirilmiştir.
Aşağıdaki basamaklar birbirinin yerine geçmez. Her basamakta sayılan belirtiler “veya” ile bağlıdır: hepsinin bir arada bulunması gerekmez, tek bir belirti başvurmanız için yeterlidir. Ağrının ölçüt olduğu maddelerde dikkatli olun; kullandığınız ağrı kesici ağrıyı hafifletip tabloyu maskeleyebilir, bu yüzden şişlik, kızarıklık, akıntı ve şekil değişikliğine bakın. Listelerdeki belirtiler yayımlanan serilerin komplikasyon tablolarından değil, lokal anestezik ve adrenalin toksisitesinin ve sedasyonun genel klinik tanımından derlenmiştir. Orta düzey sedasyon kılavuzu, hastaya ve refakatçisine yazılı talimat ile acil durumda aranacak bir telefon numarası verilmesini önerir.
Aşağıdaki beş madde, lokal anesteziğin kana geçişine bağlı erken belirtilerdir; herhangi biri ortaya çıkarsa kliniğinizi hemen arayın. Belirtiler artıyor ya da yenileri ekleniyorsa beklemeyin, 112'yi arayın.
Ağız çevresinde uyuşma veya karıncalanma, ya da ağızda metalik tat
Kulak çınlaması, baş dönmesi veya sersemlik
Bulanık görme veya gözlerde istemsiz titreme (nistagmus)
Peltek konuşma, kelime bulmakta zorlanma veya dengesizlik
Huzursuzluk, kaygı, elde titreme, terleme veya zihin bulanıklığı
Aşağıdakiler kesi ve meme ile ilgilidir; aynı aciliyette değildir, ancak ortaya çıktığında kliniğinizi arayın.
Kesi yerinde giderek artan kızarıklık veya hafif akıntı
Memede giderek belirginleşen sertlik veya şekil değişikliği
İz hattının kabarması, kızarması veya kaşınması
Tek taraflı hızla büyüyen şişlik, gerginlik, hızla artan ağrı veya morarma — hematom işareti olabilir, çoğu zaman cerrahi boşaltma gerektirir
Kesi yerinden belirgin akıntı, memede yaygın kızarıklık veya ısı artışı, ateş veya halsizlik — yayımlanan seride enfeksiyon gelişen dört hastanın dördünde de implant çıkarılmıştır
İmplantın yer değiştirdiği hissi veya hızla ortaya çıkan belirgin asimetri
Tek bacakta şişme, baldırda ağrı veya hassasiyet, o bölgede ısı artışı ya da renk değişikliği
Nöbet, bayılma veya bilinç bulanıklığı
Kas seğirmesi, istemsiz kasılma, çarpıntı veya düzensiz kalp atışı
Ani nefes darlığı veya derin nefes alırken artan tek taraflı göğüs ağrısı — pnömotoraks ya da akciğer embolisi böyle ortaya çıkabilir
Çok derin uyku ve seslenmeyle uyandırılamama, solunumun yavaşlaması veya gürültülü hale gelmesi, dudak ve tırnaklarda morarma — bunları çoğu zaman yanınızdaki kişi fark eder, bu maddeyi ona da okutun
Yaygın döküntü, dudak veya dilde şişme, hırıltılı solunum veya tansiyon düşmesi
Kliniğe telefonla ulaşamazsanız beklemeyin. Birinci basamaktaki toksisite belirtilerinde doğrudan en yakın acil servise başvurun; kesi ve meme ile ilgili belirtilerde aynı gün bir hekime görünün. İkinci basamaktaki belirtilerde en yakın acil servise gidin, üçüncü basamaktakilerde 112'yi arayın. Her durumda tümesan lokal anestezi ve sedasyon aldığınızı, ameliyat tarihini ve ilaçların adlarını bildirin. Bu listeler kapsayıcı değildir; sizi tedirgin eden her belirti için kliniğe danışın.
İtalyan protokolde ameliyat dren kullanılmadan tamamlanmıştır; bu protokole özgüdür, genel bir kural değildir. Hastalardan 4-6 hafta kompresyonlu spor sutyeni istenmiştir. Pıhtılaşmayı etkileyen ilaçlar ameliyattan 5-7 gün önce bırakılmıştır. Bu da genel bir kural değil, o serinin protokolüdür; hangi ilacın bırakılıp bırakılmayacağına yalnızca sizi değerlendiren hekim ve anestezi uzmanı karar verir. Kan sulandırıcı dahil hiçbir ilacı kendi kararınızla bırakmayın.
Danimarka protokolünde taburculuk 1-2 saatlik gözlem sonrasıdır. Yazarlar makalenin revizyonu sırasında daha erken bir kontrol vizitinin planlandığını bildirmiştir; bu, mevcut izlem şemasının yetersizliğinin kendi kabulüdür.
Ağrı konusunda dürüst olmak gerekir: Danimarka serisinde yapılandırılmış ağrı skoru verisi yoktur ve yazarlar ağrı kontrolünü verilerle gösteremediklerini yazar. İtalyan seri de ağrı skorlarını ölçmemiştir. Ayrıntı için ameliyat ağrısı yazımıza ve preserve tekniğiyle meme büyütme sayfasına bakabilirsiniz.
Her iki cerrahi seri de geriye dönüktür; randomizasyon ve genel anestezi kontrol kolu yoktur. İtalyan verileri iki merkezin aynı ekibine aittir, kohortun bir bölümü daha önce yayımlanmıştır.
İtalyan makalesinde iç tutarsızlık vardır: tartışmadaki hematom ve serom oranları Tablo 4 ile uyuşmaz (yukarıdaki rakamlar tablodandır); kas altı olgu sayıları 662'ye bölündüğünde makalenin yüzdelerinden yükseği çıkar; yüzde 4,74'lük majör komplikasyon oranı ise sıralanan dört kalemin toplamının altındadır; hangi kalemleri kapsadığı belirsizdir.
İtalyan seride takip en az 1 yıl, yalnızca bir bölümünde 7 yıla kadardır; bu, kapsüler kontraktür gibi geç komplikasyonların değerlendirmesini etkiler.
Danimarka serisinin primer grubunda (281 hasta) medyan yaş 33, medyan vücut kitle indeksi 20,9'dur ve hastaların yüzde 25,7'si sigara içmektedir; implant değişimi grubunda (54 hasta) medyan yaş 46, sigara oranı yüzde 18'dir; ortalama takip 2 yıl, bazılarında 1 yılın altındadır. İmplantların tamamı tekstürlüdür; Tablo 2'de bazı değişkenlerin toplamı 335'e ulaşmaz.
Aynı kohort saf değildir: 19 kadına aynı seansta meme dikleştirme, 13 kadına liposuction, skar revizyonu veya blefaroplasti gibi ek işlemler yapılmıştır. Ciddi komplikasyonlar 30 günlük pencereyle tanımlanmış ve yazarlar komplikasyon gelişen herkesin kliniğe döndüğünden emin olamadıklarını yazmıştır.
Yazarlar seroma, kapsüler kontraktür ve rüptürlerin yüzde 75'inin 3-6 yıl sonra bildirildiğini belirtir ancak sunmaz; aktardıkları literatürde reoperasyon riski 1. yıldaki yüzde 10'dan 10. yılda yüzde 31,5'e çıkar.
Danimarka serisinde yeniden ameliyatlar kliniğin iç uygulaması gereği yapılmış, bunun reoperasyon oranına etkisi ve maliyet incelenmemiştir; alt grup sayıları küçük olduğu için istatistik hesaplanmamıştır. Beyana göre ikinci yazar işlemi kendi kliniğinde uygulamaktadır; farmakokinetik çalışmanın birinci yazarı ise tümesan infiltrasyon cihazlarında patent sahibidir, eşinin şirketi bu cihazları satar ve çalışmada o şirketin pompası kullanılmıştır.
Öğrenme eğrisi diktir: enjeksiyon planındaki hata diseksiyonu ağrılı hale getirebilir veya anatomik işaret noktalarını bozabilir; teknik uyanık hastanın yönetimini gerektirir ve yazarlar tüm cerrahların buna alışık olmadığını belirtir.
Ağrı hissedilmemesi hedeflenir, ancak dokunma, basınç ve çekilme duyusu tümüyle ortadan kalkmaz. Yayımlanmış serilerde ağrı skoru ölçülmediği için sayısal bir beklenti verilemez.
İtalyan seride 662 kas altı olgunun tamamı tümesan lokal anestezi ve midazolam sedasyonu altında tamamlanmıştır. Ancak bu düzlem daha fazla çözelti, daha uzun ameliyat ve derlenme süresi gerektirmiş; hematom bu grupta anlamlı biçimde daha sık görülmüştür (p = 0,015).
Mevcut verilerle bu soruya yanıt verilemez. Her iki serinin de genel anestezi karşılaştırma kolu yoktur; yazarlar kontrol grubu bulunmamasının resmi karşılaştırmalı analizi imkânsız kıldığını yazar.
Sedatiflerin etkisi tamamen geçene kadar araç ya da ağır iş makinesi kullanmayın, alkol almayın, bağlayıcı karar almayın ve imza atmayın; eve sorumlu bir erişkin eşliğinde dönün ve yalnız kalmayın. Uyku hâli yapan ilaçlar dahil yeni bir ilaca hekiminize sormadan başlamayın. Bu bir çalışma bulgusu değil, genel bir güvenlik uygulamasıdır; süreyi kliniğinizin taburculuk talimatı belirler.
Uzun dönem verisi sınırlıdır: İtalyan seride takip en az 1 yıl, Danimarka serisinde ortalama 2 yıldır. İmplant takibi için implant güvenliği ve takip yazımıza bakabilirsiniz.
Trignano E, ve ark. Augmentation Mammoplasty Under Tumescent Local Anesthesia: 1644 Consecutive Cases. J Clin Med. 2026;15(10):3735. doi:10.3390/jcm15103735
Ditlev M, Loentoft E, Hölmich LR. Breast augmentation under local anesthesia with intercostal blocks and light sedation. J Plast Surg Hand Surg. 2023;57(1-6):271-278 (çevrimiçi yayın 5 Mayıs 2022). doi:10.1080/2000656X.2022.2069789
Klein JA, Jeske DR. Estimated Maximal Safe Dosages of Tumescent Lidocaine. Anesth Analg. 2016;122(5):1350-1359. doi:10.1213/ANE.0000000000001119
Apfelbaum JL, ve ark. Practice Guidelines for Moderate Procedural Sedation and Analgesia 2018. Anesthesiology. 2018. doi:10.1097/ALN.0000000000002043
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, muayene yerine geçmez. Yukarıdaki sayılar ilgili yayınların verileridir; kliniğimizin sonuçlarını yansıtmaz ve başka bir merkeze uyarlanamaz. Anestezi tipi dahil tüm kararlar hekim ve anestezi uzmanı değerlendirmesiyle kişiye özel planlanır.
Uluslararası sertifikalarımız ve resmî yetki belgelerimiz, uzmanlığımızı ve yetkinliğimizi doğrulamaktadır.
Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği
Associate Member · 2026
T.C. Sağlık Bakanlığı
Resmî Yetki · Belge No: ST-4667
T.C. Sağlık Bakanlığı
Uzmanlık Tescil No: 148791
3 Resmî Belge
Üyelik, uzmanlık ve sağlık turizmi2021 Uzmanlık Tescili
T.C. Sağlık Bakanlığı2026 ISAPS Üyeliği
Associate Member